Espira: Horonun Kalbindeki Yara
Espira: Horonun Kalbindeki Yara 2010 yılında, sizler nezih mekanlarda özgürce oynayın diye elimizi taşın altına koyduk. Kültürümüzü yaşatmak için kelimizi süpürge ettik. Ama ne acıdır ki, Türkiye’de ortaklık anlayışı değişmedi. Paralar gitti, ama onu içimize sindirdik. Olan olmuştu, ancak geride kalan asıl yara Espira’nın kapanmasına sebep olan zihniyetti. Bu anlayış ne arkadaşlıkta değişti, ne dostlukta... Kültürlü de kültürsüz de, okumuş da okumamış da aynı çıkmazın içindeydi. Ama biz yılmadık. Horonu yaymak, öğretmek, yaşatmak için mücadele ettik. Beyoğlu’nun ana caddesine bakan akustik salonunda kemençenin sesi yankılanırken, Tarlabaşı’na açılan konser sahnesinde dönemin en değerli sanatçıları sahne alırdı. Sanatçılar sahne almasa da gelir, akustik salonda meşk yapardı. Espira bir mekan değil, bir ruhun ta kendisiydi. Kadınlar, Karadeniz eğlencesinde kendilerini özgür hissedebildikleri nadir mekanlardan biriydi. Bizim için horon sadece bir dans değil, bir kimlikti. Rahmetli babam ç...