Omuzda Karadeniz Horona ilk bakan biri için her şey ayaklarda gibi görünür: çabuk adımlar, ritmik vuruşlar, yere sağlam basan figürler... Ama aslında ruhun taşındığı yer omuzlardır. Çünkü melodinin coşkusuna kendini bırakan horoncu, "aşağı alma" noktasına—yani o içsel kopuşun zirvesine—geldiğinde, sadece adımları değil duygularını da dansa katar. Ve işte tam orada, Karadeniz’in dalgaları gibi geniş geniş salınan omuzlar devreye girer. O an, bedenden dışa taşan içsellik olur. Coşku, omuzlardan akar, karşı tarafa ulaşır; izleyen sadece bir dans değil, bir hissiyatla karşılaşır. Sanki Karadeniz o omuzlarda bir anlığına kıyıya vurur, sonra yeniden çekilir. “Omuzda Karadeniz”, işte bu hissin çizgisel ifadesi… Ayakta ritim, bedende ahenk, omuzda ise duygunun kendisi vardır.
aclan ben şadan abin iyiki bu siteyi kurmuşsun sağolasın.Babamın düğünde çekilen videosunu hergün seyredip duruyorum tabiki ali amcamıda vediğer videoları eline koluna sağlık çokçok sağol,herşeyin gönlünce olmasını temennı ediyorum hoşca kal tekrar görüşmek üzere.
YanıtlaSilSelam ne yazıkki yazıyı yeni gördüm ,kusura bakma.
YanıtlaSil